23 Ocak 2008 Çarşamba

13 Ağustos 2007 Pazartesi

NE GARİPTİR..

Ne gariptir ki hayat kayıp gidiyor ellerimin arasından, telefon defterimde henüz adını bile hatırlamakta zorlandığım kişi sayısı çoğunlukta. Kim bilir hangi yok oluşun temsilcileri. Tanımadığım milyonlarca yüzün arasında yaşamak ne gariptir ki, her sabah aynı yüzleri görememenin verdiği yol telaşı yine kapımda. Oysa ben o kırmızı papuçlu kızı görmek istiyorum,yada elinde bastonu ile milleti gözlemleyen o yaşlı teyzeyi.sokak çoçuklarını ve trafiğin verdiği o bunaltıcı karmaşayı. Bu aralar kafam karışık hayatıma yön verme konusunda bulunduğun her girişimin beni daha da alta çektiğini hissediyorum seçimlerimin ceremesini. yoksa akıl akıl dan üstündür kelimesini çok fazla dilime dolamadığımdan mıdır? bilemiyorum. Bildiğim tek şey kalabalık içinde sesime duyuramıyor olamam olsa gerek.


Vesselam takıntılı biri değilim ama bazı şeyleri takıntı haline getiriyorum sanırım.mesela dükkana yada herhangi bir mağaza ya gidiyorum, çalışan eğer orda yoksa kapıya pat bi yazı yazıyor.10 dk sonra geliyorum. Hayda yaww nerden bileyim ben senin gidiş zamanını geçen yabancı bir dizi izledim . baba geliyor tak tak , odaya giriyor kızından bişeyler istiyor. Kız ayaklarını masanın üzerine uzatmış ağzında sakız,elinde kitap gayet umarsız bir şekilde yapmayacağım diyor.babasının istediği şeyi kastediyor tabi burada. Düşünsenize onlara göre normal bir cevap bize göre ise felaket davranışlar farklılık gösteriyor.


Düşünüyorum;
Kararsız bir eylem içinde yok olan insanlar,bir parça umut için köprü altında dilenmekte olanlar,sabahları işe yetişme telaşında koşuşturup duranlar,daha hayatın ne olduğunu anlayamayan anne kucağında yıldız bebek, ve hayatı olduğu gibi kabullenmiş nazlı teyze.işte burada diziliveriyor o kullanmayı sevmediğim keşkeler………takılıveriyor peşim sıra cümlelerimin ardına. Oysa keşkelerin yoldaşı degil midir? o kaybettiklerimiz….. Hani hep söylenir ya şu olsa, bu olsa; şu zaman gelse bu zaman gelse şunu yaparım bunu yaparım..ama hiç gelmez beklenilen o zaman. Bir anda geleceğe bağlanır her şey.bulunduğumuz zamanı ve beraberinde getirdiği koşulları değerlendirmezken hep farklı beklentiler içinde o yapmak istediklerimiz bir sonra ki güne ertelenir. Zaman harcanır, adım bile atılamaz cesaret ise gizlenmiştir bulunamaz.ne zaman o ayrılık vakti gelse sessiz sedasız o zaman vurur o iç sesin yankısı ile duvarlara.ve yine takrardan başlarsın o aynı nakarata KEŞKE KEŞKE KEŞKE…………………..
Kaybettiklerimizi nedense hep arkamıza baktığımızda görürüz.nedense hep bir adım geriye.


Gülüp geçiyoruz hayata aslında şöyle bir düşünüyorum da , oysa gülemediğimiz tarafından mı yaşıyoruz bizler hayatı?o seyrederken bile anlamadığımız her şey kendi başımıza yaşarken zor oluyor.sanki bunu ilk yaşayan bizmişiz gibi davranıyoruz bilemiyorum. Acaba kurduğumuz cümlelerin içinde yaşamak için mi geldik dünyaya?kafamda birden şu yazdığım karışık cümleleri dağıtacak bir cümle buldum. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim hakkı var. Ve biz her durumda nasıl davranmamız gerektiğini seçiyoruz.seçimlerimiz ya iyiden yana olmak zorunda yada kötüden yana. Seçim bizim o zaman. Tüm bunları aklımdan geçirirken benimde iki seçimim vardı. Ya kafamdakileri ister istemez kendi kendime silecektim, yada birileri ile paylaşacaktım. ..ben seçimi yaptım paylaşıyorum ...

5 Ağustos 2007 Pazar

DÖRT MUM!

Dört Mum

Dört mum yavaşça yanıyordu.Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu.
İlki söyledi:
‘’ ben barışım!"
Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü.

İkincisi söyledi:
‘’ ben inancım!"
Neredeyse herkes benim artık gerekli olmadığımı düşünüyoro nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgâr hafifçe esti ve onu söndürdü.

Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu:
” ben sevgiyim!"
Yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular "Ve hiç zaman yitirmeden söndü.Ansızın...

Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar.

Ardından dördüncü mum söyler:”
korkma ben hala yanıkken diğer mumları yeniden yakabiliriz

"ben umudum!’’

Umudun alevi yaşamınızdan asla sönmemesi dileğiyle…

İÇİMDE BİR YERLERDE...

İÇİMDE BİR YERLERDE

VE ŞİMDİ KELİMELER KADAR YALNIZIM
BİR ODAM BİR BEN HAYATA KAPANMIŞIM
BAŞLAMAK ,İSTİYORUM YA TEKRARDAN
YA DA ÇEKİP GİTMEK VARMAK İSTİYORUM HAYALLERE…


ALDIĞIM NEFES KADAR ÜŞÜYORUM
VERDİĞİM SOLUK KADAR ACIYOR BEDENİM
ŞİMDİ YALNIZIM BİR ODAM BİR BEN
VE İÇİMDEKİ ACEMİ ŞAİİRİN
BURUŞUK KAĞITLARDA GİZLİ SAKLI ŞİİRLERİ


KARANLIĞIN BUZ GİBİ GECELERİNDE
RÜZGARIN SESİNİ DİNLİYORUM PENCEREMDE
SESSİZLİK ÇIĞ GİBİ ÜZERİMDE
BİLİYORUM ÇIKMAZ OLAN
SONU OLMAYA N BİR YERE VARIYORUM


GİDİYORUM BİR HAYALLERİM BİR KAĞIDIM
VE BİR BEN BİR HAYAT İŞTE
ONUDA GÖTÜRÜYORUM
SONSUZ KERE


VE SONSUZ KERE ANLIYORUM
BEN YAŞAMIYORUM ASLINDA
ÖLÜM ARDIMDA SESSİZ ADIMLARDA
BELKİ HİSSETTİĞİM DUYGULARIMDA
YA ONA GİDİYORUM YA DA ÇÖZEMEDİĞİM
VARAMADIĞIM YOLLARA…..